Karınca Aaron

Karınca Aaron

Güneş tam tepedeydi,daha önce hiç olmadığı kadar sıcak bir gün geçiriyordu Libya Çölü. Büyük Zeus karınca kolonisi, sıcağa
aldırış etmeden her zamanki güzergahtan erzakları yuvaya taşımaya devam ediyordu, biri hariç.. Karınca Aaron yine kendisini
çalışmadan soyutlamış, Thanos kayasının oluşturduğu gölgeliğin altındaki, kendi bulduğu özel alanına gitmiş ve düşünmeye
başlamıştı. Karınca kolonisi sabit bir yönetim şekliyle yönetilirdi, tüm karıncalar aynı yuvanın içinde farklı bölmelerde
yaşardı. Hepsi her gün sabah erkenden kalkıp tüm gün etrafta arayıp bulduğu erzakları yuvaya götürmekle görevliydi.
Bunun karşılığında koloni yönetimi getirilen erzakları eşit olarak paylaştırır, her bir karınca ailesine barınacak bir yer
ve erzakları taşımalarına yardımcı olacak meteryaller verirdi, aynı zamanda güvenliklerinide sağlardı. Karınca Aaron’un
diğer karıncalardan
farkı ise sorgulamaktı. Hayata neden geldiğini, şuan yapmakta olduğu şeyleri neden yaptığını, sonuçlarının ne olacağını ve
buna benzer birçok soruyu
günboyu aklından geçirir dururdu. Karınca Aaron’un ailesi her ne kadar, ona çalışması gerektiğini bu düzeni bozmaması şayet
bozarsa yanlız kalacağını söylese de, Karınca Aaron için her sabah uyanıp tüm günü erzak arayışıyla geçirmek çok aptalca bir
durumdu. Daha fazlası için bu dünyaya geldiğini biliyordu. Yine bir gün aynı rutinle güne başlamışken, Karınca Aaron farklı
bir şey yapmaya karar verdi. Kendi düşüncelerini diğer karıncalarla paylaşacak ve onlarında kendisine hak vermesini sağlayacaktı.
Büyük bir yaprak parçasını taşıyan 16 kişilik karınca grubunu ve onları takip eden yüzlerce kişilik karınca sürüsünü
gördü. Hızlıca yürüdükleri yolun yanında ki tepeden onları takip
edip, yaprağın üstüne atladı ve konuşmaya başladı. Büyük Zeus kolonisi hepinizin beni dinlemesini istiyorum! Size anlatacaklarım
var.. Tüm karıncalar bir an duraksamış, pür dikkat Karınca Aaron’a odaklanmışlardı. Karınca Aaron devam etti. “Kardeşlerim
her gün sabahın en erken saatlerinde kalkıyorsunuz. Uuyanır uyanmaz yuvanızdan ayrılıp, tüm çevreyi tarıyorsunuz. Erzakları sırtınıza
yüklüyor, yuvaya taşıyorsunuz. Her gün ama her gün aynı şey! Siz nerede olduğunuzun farkında mısınız? Burası Zeus! koskoca Libya Çölünde
küçücük bir bölge ! Buna benzer bir sürü çölün olduğu koskoca bir kıta var o da Afrika Kıtası. Ondan öte koskoca bir Dünya var.
Bunca büyük bir oluşumun içine bir canlı olarak gelmemiz büyük bir mucize. Bu bedene bu ruha sahip olmamız büyük bir mucize
ama siz bu mucizeyi hiçe sayarmış gibi hayatınızı sadece eve erzak taşıyarak geçiriyorsunuz! Kalabalık bir anda bir uğultu
yarattı. Karıncaların bir kısmı Karınca Aaron’a hak vermeye başlıyordu. Öte yandan bir ses yükseldi : “Biz uğur böcekleri gibi
süslenmeye vakit ayıramayız. Bizim karnımızı doyurmamız gerekiyor!” Daha sonra başka bir ses… Bu ses Karınca Miton’a aitti.
“Ne yapmamızı istiyorsun Aaron, ateş
böcekleri gibi sürekli şarkı mı söylemeliyiz ? Bu şekilde yaşamak doğamıza aykırı! Bizim çocuklarımıza bakmamız gerekiyor.” Ve bir ses daha…
“Sen hainsin! İçimizdeki
düzeni bozmaya çalışıyorsun. Yıllardır yaptığımız şey bu, biz bu şekilde hayatta kalıyoruz, bu şekilde besleniyoruz, bu düzeni bozmak
hepimizin ölümü olur.” Karınca Aaron o gün hain olarak ilan edildi. Başta kendisine biraz olsun hak verenler, gelen çağrılara
kulak verdi ve sırtlarındaki erzakları yuvaya taşımaya devam ettiler. Karınca Aaron o gece yuvaya gitmedi. Thanos Kayası’nın
altında geç saatlere kadar oturdu ve düşündü… Daha sonra karıncaların uğur böcekleri ve ateş böcekleri hakkında
dedikleri aklına geldi. O anda içinde bir heyecan oluştu. Gidip uğur ve ateş böcekleriyle konuşacak ve onların fikirlerini
alacaktı.

Karınca Aaron Yola Çıkıyor

Sabahın erken saatlerinde koloni yine erzak arayışına çıkmaya hazırlanıyordu. Annesi ve babası Karınca Aaronu yuvada
görmeyince içlerini her ne kadar hüzün kaplamış olsa da, sorumlulukları gereği onlar da koloniye katıldı. Karınca Aaron ise çoktan
yola koyulmuştu. Uzun bir süre yürüdü. Çöl her zamanki gibi sıcaktı Karınca Aaron’un sussuzluktan ağzı kurumuştu. 
Tam o sırada
ileride bir vaha göründü. Biraz dinlenmek için oraya doğru yürüdü. Bol bol su içti bir ağacın altında yaslandı ve biraz kestirdi.
Uyandığında güneş batmaya yakındı. Tam yola koyulacakken bir ses işitti, bu bir uğur böceği sesiydi. Sese doğru ilerleyince
bir uğur böceğinin, başka bir uğur böceğinin sırtına resim çizdiğini gördü. Aynı zamanda da muhabbet ediyorlardı. Yanlarına
yaklaşıp selam verdi. Uğur böcekleri gülümseyerek karşılık verdiler ve “merhaba!” dediler. Karınca Aaron onlara neden yola çıktığını ve başka sormak
istediği soruların olduğunu söyledi. Uğur böcekleri ise soruları sorabileceğini ve ona yardımcı olmaya çalışacaklarını söylediler.
Karınca Aaron kendi kolonisindeki sistemi anlattı ve yaşadığı son olayı, daha sonra ilave etti. “Siz gerçekten süslenmekten
birbirinizin sırtına resim çizmekten başka bir şey yapmıyor musunuz? Nasıl hayatınızı devam ettiriyorsunuz?” dedi. Uğur böcekleri
gülümsediler ve ekledi elinde resim kalemi olan uğur böceği : “Sen hiç herkes tarafından sevilen hatta insanların bile sevecen
yaklaştığı bir hamam böceği gördün mü?” Karınca Aaron ise “Hayır görmedim.” diyerek yanıtladı. İşte biz eğer kendimize değer vermeyip
görünüşümüze dikkat etmeseydik, onlardan farkımız olmazdı. Muhtemelen lağamlarda gezer, pislik içinde beslenir uçmayı bile
unuturduk. Ama şu an böyle değil. Kendimize değer verdiğimiz için diğer böcekler, hatta insanlar dahi bize değer veriyor. Çoğu
zaman sizler gibi veya hamam böcekleri gibi erzak arayışına girmiyoruz. Bazen insanlar bizler için kırıntılar koyuyor balkon
kenarlarına, bazen ziyaret ettiğimiz hayvanlar bize hediyeler veriyor. Bu sevgi karnımızı da doyuruyor ruhumuzu da. Sizler ise
karınlarınızı doyurmak için ruhlarınızı kafese tıkıp ona işkence ediyorsunuz. İkinci uğur böceği şaşkın gözlerle onları dinleyen
Karınca Aaron’a döndü, resim kalemini eline alıp Karınca Aaron’un sırtına küçük bir resim çizdi. Daha sonra “Biz şu an gitmek
zorundayız, bu çizdiğim küçük resim senin ilk farklılığın olsun. Kendine iyi bak.” dedi ve gökyüzüne uçup gözden kayboldular.
Karınca Aaron geceyi orda geçirmeye karar verdi. Uzun uzun düşündü bu olayın üstüne. Gerçekten de uğur böcekleri haklıydılar. Karınca Aaron kolonisindeki karıncaları düşündü. Hepsinin tek amacı karınlarını doyurmaktı, kendilerine hiç değer vermiyorlardı. Gece yarısı olduğunda Karınca Aaron vahada bir yürüyüşe çıktı tam sulak bir alanın kıyısına doğru giderken, adeta
kulaklarına terapi gibi gelen bir melodi duydu. Sese doğru ilerleyince bir grup ateş böceğinin şarkılar söyleyip muhabbtet ettiğini
gördü. Yanlarına yaklaşıp merhaba dedi. Ateş böceği grubu hep bir ağızdan “Merhaba küçük karınca, ne arıyorsun buralarda?” diye sordular.
Karınca Aaron başından geçenleri ve uğur böceklerinden öğrendiklerini anlattı. Daha sonra aynı soruları ateş böceklerine de
sordu : “Siz gerçekten sadece şarkı söyleyip eğleniyor musunuz ? Başka bir şey yapmıyor musunuz?” Ateş böcekleri gülümsedi ve eklediler. :
“Karıncalar sadece nefes alır. Ateş böcekleri ise yaşarlar.” Karınca Aaron tam anlamamış meraklı gözlerle
onlara bakarken, aralarındaki en büyük ateş böceği ekledi. “Bak küçük adam… Sizler hayatlarınızın farkında değilsiniz. Sadece
karnınızı doyurarak yaşadığınızı düşünmeniz çok saçma. Herkes bizleri sadece şarkı söyleyip yatıyor olarak görebilir ama bizler,
sizin gibi günlük görev olarak belirlediğiniz “erzak taşıma” işini bitirdikten sonra rahatlıkla uyumak yerine,
güzel bir şarkı söyleyebilmek için aylarca uykusuz kaldık. Peki şimdi ne mi oldu? haftaya tam 5 vahaya konser vermeye 
gideceğiz ve bu konserleri tam 5 yıllık erzak karşılığında yapacağız. Kulağa hoş geliyor değil mi ? İşte buna akıl ile
çalışma derler. Sizler sadece bilek gücünüzle çalışırsınız. Bizler ise aklımızı kullanıp ihtiyaçlarımızı bununla karşılarız.
Unutma küçük adam… Büyük işi bileği kuvvetliler yapar, işin kaymağını ise kafası çalışanlar yer.” Karınca Aaron bir saat daha
yanlarında kaldı. Onlar provalarını yapmaya devam ettiler. Karınca Aaron ise hayranlıkla onları izledi. Daha sonra bir ağacın
gövdesine sırtını yaslayıp ailesini düşündü. Yıllardır kendilerine hiç değer vermemişlerdi.  Bir robot gibi yaşamışlardı. Babasının
Aaron’a tek tavsiyesi “Oğlum bileğini ne kadar güçlü tutarsan o kadar çok erzak taşırsın ve o kadar çok rahat edersin” idi. Oysa aklını kullanmaktan hiç bahsetmemişti. Belki de babası bunu hiç öğrenmemişti.

Karınca Aaron Kolonisine Geri Dönüyor

Ertesi sabah güneş tepeden saçlarını hafif hafif gösterirken Karınca Aaron yola koyuldu. Heyecanlıydı. Öğrendiği şeyleri
kolonisiyle paylaşacaktı. Hatta belki ona sert bir şekilde karşı duranları bile değiştirebilirdi. Koloninin yanına varır
varmaz yüksek sesle bağırdı : “Lütfen herkes beni dinlesin size anlatacaklarım var!” Koloni Aaron’u görür görmez “Yine mi sen,
hiç arlanmaz mısın sen yahu!” diye tepki gösterdiler lakin ardından ateş ve uğur böcekleriyle görüştüğünü söyleyen Aaron
dikkatleri çekmeyi başarmıştı. Karınca Aaron öğrendiklerini heyecanla anlattı. Bir sessizlik oluştu. Karınca Aaron
onlara hayatlarını değiştirecek tavsiyelerle gitmişti. Kendilerini nasıl değiştirebileceklerini anlatmıştı tıpkı uğur böcekleri gibi veya akıllarını nasıl kullanması gerektiğini öğretmek istemişti tıpkı ateş böcekleri gibi. Ama hiç beklemediği bir tepki almıştı.
Karıncalar susmuş, sessizce hüzünlenmişlerdi. Yola koyulmadan önce Karınca Aaron’a bir daha bu koloniye gelmemesi gerektiğini söylediler.
Karınca Aaron ne olduğunu anlamamıştı. Bu sefer gözyaşlarına hakim olamadı. Thanos Kalesi’nin altında gece yarısına kadar
hüngür hüngür ağladı.

Davetsiz Bir Misafir Thanos Kayasına Geliyor

Gece yarısı olduğunda Karınca Aaron bir takım sesler duyarak irkildi. Bir ziyaretçisi vardı. İyice baktığında
gördü ki gelen Karınca Miton idi. Aaron şaşkınlıkla ve aynı zamanda tedirgin bir şekilde sadece hoş geldin diyebildi. Karınca
Miton sadece Aaron’un gözlerine baktı ve gülümsedi. Daha sonra da ekledi: “Bugün karınca sürüsünün sana neden bu şekilde davrandığı
hakkında bir fikrin var mı?” Karınca Aaron “Kesinlikle yok. Neden bu kadar üzüldüklerini ve sinirlendiklerini anlamadım oysa ki
ben sadece iyilikleri için konuşmuştum.” dedi. Ve Karınca Miton anlatmaya başladı: “Bak Aaron bugün sen yıllardır kendi içinde huzurlu olan
veya huzurlu olduklarını zanneden bir sürünün içinde bir savaş başlattın. Onlar bugüne dek etrafa hiç bakmadılar, sadece işlerine
odaklandılar. Onlar hiç hayal kurmadılar, onlar hiç hayal kırıklığı da yaşamadılar. Onlar sadece doğdular, büyüdüler ve öldüler.
Ama sen bugün onlara, başka bir hayatın olduğunu anlattın lakin unuttuğun bir şey vardı. Anlattığın güzel hayatın varlığı
onlara ne kadar basit bir hayat yaşadıklarını fark ettirdi ve buna hazır değillerdi. Kendilerine inançları yoktu. Onları
gerçeklerle yüzleştirdin ve bu onları derinden yaraladı.” Karınca Aaron şaşkınlıkla Karınca Miton’a döndü ve bunları nasıl anladığını
sordu. Karınca Miton “Benim neden genç yaşta farklı bir koloniden ayrılıp Zeus’a katıldığımı biliyor musun?” “Hayır bilmiyorum. “ diye
cevapladı Karınca Aaron. Miton ise derin bir iç çekti ve dedi ki : “Çünkü yıllar önce benim de yolum o vahaya düşmüştü.”

Karınca Aaron” için 5 yorum

Bir Yorum Bırakın

%d blogcu bunu beğendi: