Bedelsiz Yanlışlar

Sisli bir o kadar da boğuk bir gün batımının ardından gelen zifiri karanlık bir gece, Zafer Çakmakçı böyle gecelerin iş görüşmeleri için biçilmiş kaftan olduğunu söylerdi, havada ki gerginliğin iş ciddiyetine ve disiplinine vurgu yaptığını düşünürdü. Kemal bey iş konuşmak için tam sözleştikleri saatte Zafer Çakmakçı’nın malikanesine varmıştı, kapıda ki görevliye 19:00 da randevusu olduğunu söyledi, görevli kontrolü sağladı ve hoşgeldiniz diyerek kapıyı açtı. Kapıya doğru ilerlerken, bahçede ki otların yapraklarında ki su damlacıkları gözüne ilişti, bu onda bir titreme yaşattı hava gerçekten soğuktu,hemde sert bir soğuk.İçeri girdi, kapıyı hizmetçi açtı hoşgeldiniz Kemal bey, beyefendi sizi odasın da bekliyor dedi. Kemal bey ahşap merdivenleri tırmanarak malikanenin 3. katına vardı, kapı aralıktı Zafer Çakmakçı koltuğunda oturmuş onu bekliyordu. Zafer Çakmakçı eski bir siyasetçiydi ve kitleleri yönetmeyi iyi biliyordu, eğer güçlü olduğunuzu biliyor ve gücünüzün en iyi şekilde yansıtılmasını istiyorsanız , nezaketli olmalısınız! Zafer Çakmakçı
manipülasyonun bu altın kuralını hep kullanırdı , bunu yansıtmak için, iyi niyet göstergesi olarak kahveleri hizmetçiden değil, karısından rica etmişti ,bu dostane bir yaklaşımdı lakin Kemal bey bundan habersizdi. Sohbet başlamadan kapı çaldı, Esma sultan içeri girdi , 176 boyu , örgülü kumral saçları ,dökümlü elbisesiyle göz alıcı bir endamı vardı. Kahveleri indirirken Kemal beyin gözleri
kahvelerden çok Esma sultanın dekoltesine kaydı ve Esma Sultan kapıdan çıkar çıkmaz Zafer Çakmakcı’ya dönüp bu hizmetçi kimdir neyin nesidir tanımak bilmek isterim, güzel hatunmuş dedi. Zafer Çakmakçı’nın yüzünde kinayeli bir
gülümseme belirdi, karım olur kendisi yani anlayacağın hizmetçi değil evin sultanıdır ve aslen Iraklıdır. Kemal bey boncuk boncuk ter atmıştı, saniyeler öncesinde bilmeden etmeden de olsa İstanbul’un uyuşturucu baronunun
karısına yazılmıştı hemde bunu kocasının gözünün önünde yapmıştı ne büyük cesaret! Kemal beyin korkuyla karışık şaşkın hali devam ederken Zafer Çakmakçı ayağa kalktı kendine bir bardak viski koydu yavaşça Kemal bey’e yaklaştı,
yaklaştı tabakasından bir dal sigara çıkardı, yavaşça yaktı uzun uzun çekti içine, ardından viskisinden bir yudum aldı , iyice gerilmiş olan Kemal beyin kulağına eğildi ve “Farkında olmadan yaptığın hatalar benimle çalışmana engel değil tabii
tekrarlanmadıkça, lakin bir gün bilerek ve isteyerek yaptığın bir hata yalnızca senin değil seninle beraber tüm sevdiklerinin ölüm fermanı olur” dedi. Kemal bey’in hayatı gözlerinin önünden bir şerit gibi akıp geçti, lakin sakinleşmişti Zafer Çakmakçı zeki bir adamdı, kendisinin güvenilir birisi olduğunu biliyordu, bunun yanı sıra kadınlara olan zaafının da farkındaydı, Kemal bey bunu anlamıştı Esma Sultanın bizzat kendi yaptığı kahveleri getirmesi Zafer Çakmakçı’nın kendisine ne denli güvendiğini ve değer verdiğini gösteriyordu , bunları düşünürken içini bir
ferahlama aldı.Tam o sırada Zafer Çakmakçı elini şıklattı, Kemal bey burdamısın? Artık konumuza dönelim. Kemal bey bir an afalladı daha sonra yanında getirdiği evrak çantasından gümrük memurlarının detaylı listesini çıkardı, Zafer Çakmakçı detaylıca raporları inceledi , 500 kilogram kokainin geçişini sağlayacak kişiyi sanırım
bulmuştu , Mustafa Kahya. Mustafa Kahya kendi halinde 3 çocuklu bir aile babası idi,lakin para hırsı vardı hayatından şikayetçiydi ve fırsatları kovalayan bir tavır sergilediği söylenebilirdi,o gece 1 hafta sonra bu gümrük memuru ile görüşülme kararı alındı,Kemal bey malikaneden ayrıldı.Ve buluşma günü, Zafer Çakmakçı Kemal bey ve Mustafa Kahya Tekirdağ’a yakın bir kasabada buluştular, Mustafa Kahya bu işi 100.000 TL karşılığında yapmayı kabul etti, kamyonların
kontrolünü bizzat kendisi ve bir kaç adamı ile yapacak ve temiz raporu vererek geçmesini sağlayacaktı,lakin bunun için şuan ki memurların tayini veya işten atılması gibi durumların olmasını ancak yerine gelenlerin kendi adamlar
olabileceğini ve bunun için en az 3 sene gerektiğini söyledi,Zafer Çakmakçı tereddütsüz kabul etti,sabırlı biriydi. 3 koca sene hızla akıp gitti bu üçlü arada bir görüşüyor planları tazeliyordu , ve sonunda o gün gelmişti, tam kamyonları
hazırlanmış gümrük kapısına doğru giderken Zafer Çakmakçı birşey fark etti,Mustafa Kahya aynı gün küçükte olsa 100 karton kaçak sigara için birine daha söz vermişti,amacı bir taşta iki kuş vurmak ve daha fazla para kazanmaktı.Zafer Çakmakçı kamyonları durdurdu,3 senelik planı sonlandırmıştı,Mustafa Kahya’nın cesedi 5 parçaya bölünmüş şekilde o gece İstanbul’un
farklı bölgelerine atıldı.. o gece yine Kemal bey ve Zafer Çakmakçı malikanede buluştular,Kemal bey olanlara anlam verememişti, 3 sene önce tam burada gözlerinin önünde karına asıldım,ve sen hiçbir şey yapmadın bugün tam 3 senelik planı sırf adam 1 kamyonun fazla geçmesine izin verdiğin için silip attın,üstelik adamı parçalara böldürdün. Zafer Çakmakçı Kemal Bey’e dönüp,madem 3 sene öncesini hatırlıyorsun o halde sözlerimi de hatırla,sana farkında olmadan yapılan yanlışları tekrarlanmadıkları sürece affedebileceğimi söylemiştim,lakin bile bile yapılan yanlışlar assla affedilmez, bilerek yapılan yanlış ihanettir ve ihanetin küçüğü büyüğü olmaz! dedi.Kemal bey yine de ısrarla o adamın bir suçu olmadığını yaptığı yanlışın sadece biraz aç gözlülük olduğunu ve bunun da normal olduğunu savundu.Zafer Çakmakçı derin bir iç çekti ve anlatmaya başladı,
aslında o gümrük memurunun bir piyon olduğunu,ve kendisinin suç üstü yakalanacağı bir planda kullanıldığını söyledi. Kemal bey tedirgin bir şekilde bunu nasıl anladığını sordu,Zafer Çakmakçı cevap vermeden önce biraz bekledi,3 sene önce burada bana sunduğun raporlar arasında tek uygun adam Mustafa Kahya idi diğer insanların sabıka kayıtları kirlenmiş aradığımız zekaya ve işlevselliğe de sahip insanlar değillerdi,başta ilgimi çekmedi,lakin Malikaneden ayrılırken pencereden
seni izledim güvenliğe uzun uzun şüpheyle baktın,daha sonra merakına yenik düşüp girişte bana hoşgeldiniz diyen siz miydiniz? diye sordun, hayır,devrem saat 19:00 da işi bana devreder cevabını aldın, bu bende bir şüphe uyandırdı,kapıyı açan
hizmetçiydi güvenliğin yüzünü bu kadar net hatırlayıp , hizmetçi ile karımı karıştırmana imkan yoktu. İşte tamda o an senin karıma asılmanın amacının benim tepkimi ölçmek olduğunu anladım, eğer sorgusuz sualsiz sana silah doğrultsaydım
önceden evimi izlemesini söylediğin adamın sniperı ile beni vuracaktı ve sende kaçacaktın, ama ben bunu yapmayarak sana güvendiğimi hissettirdim,yani seninle bu yolda gerçekten yürüyüp yürümeyeceğimi test ettin.Kemal bey şaşkın ve tedirgin bir biçimde kafasını salladı,Zafer Çakmakçı devam etti bütün bunlardan sonra içimde ki şüphe dinmedi ve dosyaları araştırmaya başladım , bana bahsettiğin ve onayladığım memurun satın alınmış biri olduğunu onunla görüşüp kurduğun planda beni suç üstü yakalattırmak istediğini anladım, amacın beni piyasadan silip kaçak sigara dediğin has eroin kutularını geçirerek te ekmeğine
yağ sürüp tahtımı devralmaktı. Kemal bey o an telaşla silahını çekti ve Zafer Çakmakçının alnına doğrulttu,”her şeyi biliyorsun ha? o halde güvenlik sisteminde ki açığı da biliyor olman lazımdı? güvenlik diye oraya koyduğun adamlar son günlerde çok sigaraya çıkmaya başladı içeri bir silah sokmak inan bana beni hiç zorlamadı bile,buraya kadar! öleceksin!”. Zafer bey parmağını şıklattı Mustafa Kahya perdenin ardından bir el ateş etti,Kemal bey karnından vurulmuş yere yığılmıştı, Mustafa Kahyanın suratını görür görmez suratı bembeyaz oldu , dili döndüğünce “ssen shen,sen ölmedin mi?” diye sordu. Zafer
Çakmakçı ölüme dakikalar kadar yakın olan Kemal beyin kulağına indi, ve ona “Sana bilerek yapılan hataları asla affetmeyeceğimi söylemiştim, bilerek yapılan hatalar ihanetten farksızdır, ve şunu unutma ki senin için başkasına ihanet eden
biri, cezbedici teklif geldiğinde mutlaka sana da ihanet edecektir! Ve silaha gelirsek 🙂 güvenlik açığı falan değildi sadece istediğim kargoyu bana getirmen için sana açtığım yoldu.” dedi ve Kemal beyin silahını aldığı gibi Mustafa Kahya’yı
vurdu. Mustafa Kahya ancak canını bağışlaması ve o evden çıkana kadar tüm silahları ve kesici aletleri evde barındırmaması karşılığında Zafer Çakmakçı ile anlaşmıştı,ama unuttuğu bir şey vardı Zafer Çakmakçı ihanetleri affetmezdi…

Bedelsiz Yanlışlar” için 5 yorum

  1. Canım dostum….
    Sana yazı yolunda başarılar diliyorum. Kalemin dert görmesin ama tükenmez olmasın 😅.Harika yazıyorsun.
    Küçük bir uyarı….Hikayelerde özellikle modern hikalerde mesaj doğrudan anlatıcının eliyle ve kalemiyle verilmez. Okuyucu birikimi, donanımı kadar mesajı alır. Bu mesele yazarın değil okucunun meselesidir.

Bir Yorum Bırakın

%d blogcu bunu beğendi: